Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Zayıflama Çayı Nasıl Hazırlanır?

Marketlerde satılan poşet form çayları zayıflamaya yardımcı olan bitkilerden alarak kendiniz evde belli oranlarda kullanarak da zayıflama çayınızı hazırlayabilirsiniz. Ancak hazırladığınız zayıflama çayınızdan verim almak istiyorsanız bazı hususlara dikkat etmeniz gerekiyor.

Zayıflama çayı hazırlamak için adım atmadan önce bilmeniz gereken en önemli şey, bitkisel çay demlemenin doğru şekilde yapılması amacınıza ulaşmanızda en önemli adımdır

Kesinlikle 80 dereceden fazla sıcaklıkta kaynayan suya bitkisel zayıflama çay poşetinizi atmayın. Zira yüksek ısıdaki suya atılan bitkisel zayıflama çayınızın içindeki bütün mineraller yok olacaktır.

Zayıflama çaylarınızın demleme süresini 15 dakikadan az tutmayın. Zira 15 dakikadan az demlenen zayıflama çayları zayıflamanıza hiçbir fayda sağlamayacaktır.

Demlemeye bıraktığınız zayıflama çayınızın ağzını mutlaka kapatın. Eğer çaydanlıkta değil de bardak demlemeye bıraktıysanız bardağın ağzını çay tabağı gibi bir şeyle mutlaka kapatın. Çünkü ağzı açık bırakılan bir çay asla faydalı şekilde demlenmiş olmaz. Hazırladığınız zayıflama çayınızın içine asla şeker koymayın çünkü zayıflamanın tam aksine hızla kilo almanıza sebep olacaktır. Tadı acı geliyorsa yapay tatlandırıcılardan 1 ya da 2 tane atabilirsiniz.

Rihanna Vücuduna Nasıl Sahip Olunur?

Rihanna çok çalışıyor, günlük temposu oldukça yoğun. Bu yüzden dengeli ve sağlıklı bir diyet programı var. Genellikle balık ve tavuk gibi besinler alıyor. Ancak spor veya konser zamanı karbonhidratlı beslenmeye geçiyor.
Diyetisyeni Amanda Ursell, Rihanna için yoğun günlerinde enerjiyi yavaş yavaş açığa çıkartan, sağlıklı karbonhidratlar verdiğini söylüyor. Erişte, makarna, ekmek ve fırında patates tüketiyor. Elbette tahıllı ve kepekli olanlarını!

Demi Moore Diyetiyle Haftada 10 Kilo Nasıl Verilir?

Bir haftada 10 kilo verdiren Demi Moore diyetinin mucize makarnasının sırrı...

Makarna Diyeti Sabah Kahvaltısı (Her gün için birini seçin)

1. 1 adet tavuk yumurtası 1 buçuk bardak yağsız süt ile çırpılır. Daha sonra içerisine 50 gram un karıştırılır. Yanına da 1/2 tatlı kaşığı kabartma tozu ile 1 kaşık vanilya tozu konulur. Daha sonra bu karışım 15 dakika kadar dinlendirilerek bekletilir. Bir teflon tavaya bir ufak kepçe ile dökülerek omlet gibi pişirilir. iyice kabarmaya başlayınca ters çevrilir ve aynı şekilde her iki tarafta da kabarcık oluşunca servis edilir.

2. 2 dilim çemensiz pastırma, 2 adet ızgara domates ve 1 dilim kepek ekmeği.

3. Bir küçük elmayı rendeleyip sütle çırpın. 50 gram kepek ekmeği üzerine sürerek servis yapın.

Makarna Diyeti Öğle yemeği (Her gün için birini seçin)

1. Bir küçük sandwich ekmeğinin arasına marul, domates, salatalık, 50 gr. yağsız jambon ve 1 tatlı kaşığı light mayonez koyarak hazırlanmış sandviç.

2. 1 yarım soğanı ve 1 sarımsağı 1 tatlı kaşığı yağla karıştırıp yumuşayana dek kızartın. Bir küçük konserve mantarla dilimlenmiş domates ekleyin ve 10 dakika pişirin. 50 gr. kepekli makarnayı haşlayın, sosu makarnanın üzerine dökün ve bir tatlı kaşığı rendelenmiş parmesan peyniri ekleyin. Üzerine karabiber serperek servis yapın.

3. 50 gram makarnayı haşlayın. Üzerine sos olarak ton balığı, 2 sap taze soğan, maydanoz ve yağsız sebze soslarıyla bir karışım hazırlayın.

Makarna Diyeti Akşam yemeği (Her gün için birini seçin)

1. 150 gram dil balığı üzerine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı sürerek ızgarada kızartın. Haşlanmış domates ve brokoliyle servis yapın.

2. Küçük bir patlıcanı yıkayıp doğrayın. Tuzladıktan sonra yarım saat bekletin. Küçük bir kutu konserve domatesi, küçük bir yeşil biberin yarısı ve küçük bir soğanla karıştırın ve 2 yemek kaşığı taze fesleğenle bir tencereye koyup yarım saat pişirin. Patlıcanı 2 tatlı kaşığı una bulayıp 1 tatlı kaşığı zeytinyağıyla kızartın. Domates sosuna ekleyin. Karışımı parmesan peyniri eklenmiş, 50 gram makarna dökerek servis yapın.

3. 1 dilim kuzu etini, iki dometasi ve iki mantarı ızgarada pişirin. 1 tatlı kaşığı sebze sosu ekleyerek, bir orta boy haşlanmış patatesle servis yapın.

Bir haftada 10 kilo verdiren Demi Moore’un makarna diyetinin tarifi bu kadar. Diyet süresince günde 2-3 litre su için ve bol hareket edin.

Demet Akalın'dan Kilolarla Mücadele İçin Tarçın Suyu Tarifi

Evet bayanlar mucizevi tarçını içecek olarak hazırladınız mı hiç? Bayanlar diyorum çünkü genelde bayanlar kilolarla mücadele etme kararlılığını gösterir. Erkekler için hava her durumda hoştur değil mi?

Ünlü şarkıcı Demet Akalın verdiği kiloların ardından işi şansa bırakmıyor ve içtiği tarçın suyu ile formunu korumaya ve kilo almamaya özen gösteriyor.

Tarçın suyu için gereken malzemeler
2 litre su
3 tane çubuk tarçın
10 tane karanfil

Tarçın suyunun hazırlanması
Tarçın ve karanfili önce yıkayın özellikle çubuk tarçın kıvrımlarında fazlasıyla toz barındırabilir. Ardından tarçın ve karanfili kaynamaya koyduğunuz suyun içine kaynamaya başlamadan hemen önce atın. Malzemelerle birlikte 30 dakika kadar kaynayan karışımı ocaktan alın ve soğumaya bırakın.
Tarçın suyumuz hazır eğer içemiyorum derseniz ki genelde zevkle içilir içine abartıya kaçmayacak şekilde esmer şeker atabilirsiniz.
Tarçın suyu hazmı kolaylaştırır ve vücudun şeker ihtiyacını fazlasıyla karşılar.

Çağla Şikel'den Bakım Güzellik ve Önerileri

Aslında işin sırrı pahalı marka ürünler, özel vücut bakımları ya da estetik operasyonlar değil. Tamamen doğal ve istikrarlı uygulamalarla, uzun yıllardır kusursuz fiziğini korumayı başarıyor.

Güzel manken, zayıf kalmak için çok özel bir program uygulamadığını belirtiyor
Düzenli bir yaşam tarzı belirleyen Şikel, her şey önce beslenme şekline çok dikkat ediyor. Gün içinde hiçbir öğünü atlamadan yemek yiyor. Özellikle sabah kahvaltısına çok özen gösteren güzel manken, kahvaltıda mutlaka yumurta tüketiyor.

Siz de güne güzel bir kahvaltıyla başlayarak ve gün içinde öğün atlamadan beslenerek daha dinç ve daha sağlıklı olabilirsiniz. Tüm öğünlerin en önemlisi olan kahvaltıda sizi tok tutacak ve besleyici gıdalar tüketmeye özen gösterebilirsiniz.

Şikel, her sabah kahvaltıdan sonra mutlaka belirli bir süre spor yapıyormuş Hayatında, sporun ayrı bir yeri olduğunu belirten ünlü manken, bu sayede formda kalmasını kolaylaştırıyormuş. Genellikle koşu ve yürüyüş yapmayı seven Şikel, spor konusunda çok istikrarlı olduğunu belirtiyor. Aynı zamanda fiziksel görünüşünün, biraz da genetik miras olduğunu düşünüyormuş.

Siz de daha sıkı ve fit görünmek için gün içinde belirli aralıklarda yürüyüşler yapabilirsiniz. İşe giderken araçtan bir durak önce inip yürüyebilirsiniz ya da akşam çıkışta bir süre yürüyüp sonrasında araca binebilirsiniz. Gün boyunca mümkün olduğunca hareket edip bunu alışkanlık hâline getirebilirsiniz.

Çağla Şikel, bacaklarının bu kadar pürüzsüz ve selülitsiz olmasını ise, evde kendisinin hazırlayıp her gün uyguladığı karışıma bağlıyor
Tamamen doğal yağlarla hazırlanan bu karışımla kendisine masaj yapan Şikel, bu sayede selülit problemi yaşamadığını dile getiriyor.

Yaklaşan yaz mevsiminde siz de deniz ve havuz kenarında korkusuzca salınmak istiyorsanız; Çağla Şikel'in özel formülünü uygulayabilirsiniz. İşte Şikel'in özel bakım formülü ve uygulama şekli;

10 damla biberiye yağı, 5 damla kekik yağı ve 5 damla da portakal yağını ipek bir kese yardımıyla, bacaklarına masaj yaparak süren güzel manken, ardından bacaklarını streç filmle sarıyormuş. Gece boyunca ya da 3-4 saat bu şekilde bekleyen güzel manken, sonrasında ılık duş alarak bakımını tamamlıyormuş.

Bu karşımı evde hazırlayıp gün aşırı bacaklarınıza sürerek istediğiniz görünüme kavuşabilirsiniz. Tabii bu arada beslenmenize, hareket etmeye ve bol su tüketmeye özen göstermelisiniz.

Hamilelikte Dikkat Etmeniz Gerekenler

Gebelik döneminde dikkat edilmesi gereken konuların en başında ilaç kullanımıdır. Çünkü gebelik döneminde kullanılan ilaçlar sadece anneyi etkilemez aynı zamanda bebeğini de etkilemektedir. Gebelik döneminde zor durumda kalmadan ilaç kullanmaktan kaçının ve asla bir hekime danışmadan ilaç kullanımından uzak durun.
Gebelik döneminde dikkat edilmesi gereken bir diğer durum ise , hamile bayanların beslenmesidir. Gebe annenin her zamankinden daha fazla sağlıklı besinler tüketip ,sağlıksız besinlerden kaçınması gerekmektedir. Annenin hamilelik döneminde normal miktarda ve normal hızda kilo alması gerekmektedir. Kilo alma korkusuyla yapılan gıda kesimi yada kontrol şekilde beslenme hem anneye hemde bebeğin sağlığına zarar vermektedir.
Hamilelik dönemindeki anneler kesinlikle alkol kullanmaktan, sigara kullanmaktan ve uyuşturucu madde kullanımından kesinlikle kaçınmalıdır. Kaçınmaması durumunda daha dünyaya bile gelmeden bebeğinin yaşamını çok kötü etkileyecektir. Bunların dışında gebelik dönemindeki anne çay, kola, kahve gibi içeceklerin fazla tüketilmesinden kaçınmalıdır.
Elbetteki her insan hijyen ve temizlik kurallarına dikkat etmelidir. Özellikle hamileler hijyen ve temizlik kurallarına iki kat dikkat etmelidir. Çünkü hamilelik sürecinde hamile hanımların enfeksiyonlara karşı vücut direnci düşüktür. Enfeksiyonlara karşı direncinin düşük olması hem kendi sağlığını hemde bebeğinin rahatsızlıklara yakalanma riskini arttırmaktadır.
Hamilelik döneminde gebe insanda; azda olsa kanama , şiddetli bulantı kusma, yüksek ateş,  şiddetli baş ağrısı şikayetleri varsa vakit kaybetmeden bir uzmana danışılmalıdır.
Hamilelik döneminde hassaslaşan dişlerde çürüme riski çok olur. Gebe insanın dişçide birçok operasyonu yaptırma şansı da olmadığı için diş sağlığına da dikkat etmesi gerekmektedir.Gebelik döneminde her zamankinden fazla diş fırçalanmalı ve sıcak soğuk içimine dikkat edilmesi gerekir.
Hamile hanımlar radyasyon salgılayan her cihazdan uzak durmalıdır.
Hamilelikte giyime de dikkat edilmesi gerekir. Giyilen elbiselerin rahat olması gerekir. Topuklu ve ayağı sıkan ayakkabı seçimlerinden kaçınılmalıdır. En fazla 2-3 santimetre topuğu olan ayakkabılar tercih edilmelidir.

Gebelik Sırasında Yasak Olan Egzersiz Hareketleri

Hamilelik Sırasında Bunları Yapmayın!

- Zıplamak
- Mekik çekmek
- Akrobasi hareketleri
-  Amut hareketi
-  Köprü hareketi

Hamile Olduğumu Nasıl Anlarım?

a- Klişe bir cümleyle başlamak istemem ancak bildiğiniz gibi Hamileliğin ilk dönemlerinde sabah bulantıları ve genel bulantılar söz konusudur  ve bu bulantının sebebinin hormonsal olduğu söylenir. Bu bulantı ortalama hamileliğin 3-4 haftası arasında başlar ve 10-12. haftasına kadar devam etmektedir. Olası durumlarda ise doğuma kadar da sürdüğü söylenebilir hatta bazı kişilerde 10-12. haftada kesilip doğum yaklaştığında tekrar başladığı da görülür
b- Hamilelik süresince gözüken bir başka etki de Baş Dönmeleridir ancak bu sorun hamileliğin son aylarında gözükmeye başlar. Bu süreçte hamile olan kişinin vücudunda şişkinlikler yani su ödemleri görülür. Bunun sebebi ise projesteron  yüksek olmasıdır. Bu şişme döneminde hormonlarınız daha hassas olacağından ötürü göğsünüzde his artışı ve şişkinlikler görebilirsiniz . Göğsünüzde olan ağırlaşma ve tıkanıklık sebebi de bu durumla alakalı bir durumdur.
c- Hamilelik sürecinde gözüken başka bir problem de Kabızlıktır ve bu hemen hemen tüm hamilenin başına gelen rahatsızlıklardan bir tanesidir. Bununla aynı doğrultuda midede yanma ve ekşime de görülebilir ki bunun da sebebi demin de bahsettiğim projesterondur. Bu rahatsızlıkların hepsi hamilelik sona erdiğinden sonra  geçecektir .
d- Bir başka durumda el ayakta olan halsizlik ve hissizliktir.  Bu durumda doğumdan sonra geçecektir. Sebeplerinin arasında karnınızda biriken su birikimi diye söylenmektedir. Eğer ciddi bir rahatsızlık veriyor ise cerrahi müdahale gerektirebilir ancak genelde doğal yollardan da geçirilebilmektedir.

Dondurma Yemenin Vücuda Etkileri

Dondurma özellikle yaz aylarının vazgeçilmez besin ögesi olmuştur.Büyük küçük herkes dondurmayı severek ve isteyerek tüketmektedir.Son yıllarda dondurma sadece yazları değil kış aylarında da kolaylıkla ulaşabileceğimiz bir tatlı haline geldi.Eminim ki yediden yetmişe her birey dondurmayı sevmektedir.Neredeyse sevmeyen ve tüketmeyen yoktur.
Yaz aylarında daha fazla tercih edilmesinin nedeni sıcak günlerde bize anlık serinlik hissi vermesi ve rahatlatmasıdır.Peki ama bu dondurmayı yerken hiç düşündünüz mü faydaları neler acaba diye?
Toplumumuzda son günlerde dondurma zararlı mı acaba diye bir soru herkesin aklını karıştırmaktadır.Bu yazımızda dondurmanın yeterli miktarda tüketilmesi sonucu yararlarından bahsedeceğiz.Dondurmanın damak tadımız da bıraktığı eşsiz lezzetin yanı sıra sağlığımıza da ciddi boyutta faydaları bulunmaktadır.Bu faydalar uzmanlar tarafından açıklanmıştır.
Kalsiyum ve fosfor bakımından zengin olan dondurmanın aşırıya kaçılmadığı taktirde hiç bir zararının olmadığı iddiası uzmanlar tarafından açıklandı.
Dondurma kalsiyum ve fosfor bakımından zengin olması nedeniyle kemik gelişimine destek olmaktadır.Bu sebepten gelişim çağındaki çocuklara günde yeteri miktarda dondurma yedirilmesinde fayda vardır.
Fosfor ve kalsiyum kaynağının yanı sıra magnezyum, potasyum, demir gibi minerallerin de kaynağıdır.
Vitamin bakımından da oldukça zengindir A,B,C,D,E grubu vitaminleri içerisinde barındırmaktadır.Bu sebepten günlük mineral ve vitaminleri dondurma aracılığıyla karşılayabiliriz.
Dondurma kalori bakımından oldukça düşük bir miktara sahiptir.Hatta diğer tatlılara göre en az kalori dondurmada bulunur.
Dondurma yapımında sütün içinde bulunan kalsiyum ve fosforun daha fazla yoğunlaşması nedeniyle günlük 100 gramdan fazla tüketilmesi önerilmemektedir.

Astım Hastalığının Nedeni ve Tedavisi

Akciğerlere hava taşıyan bronşların aşırı duyarlı olması ve çevresel etkenler sonucu daralması hastalığına astım denir. En önemli belirtisi hastanın nefes alıp verirken zorlanmasıdır. Hem kalıtsal hem de çevresel faktörler astımın ortaya çıkmasına sebep olabilir. Genetik yatkınlık hastada bulunur ve çevresel faktörler sonucu da hasta solunum da güçlük çeker, astım krizleri ortaya çıkar. Bu çevresel faktörler arasında solunum yolu enfeksiyonları, sigara dumanı, tüylü hayvanlar, sisli kirli hava, ağır kokular, stres, soğuk hava ve temizlik malzemelerinin çok kullanılması sayılabilir. Astımın belirtileri; hırıltı, göğüste sıkışma şikayetleri, öksürük gibi şikayetler haftada bir kereden daha fazla ve bir kereden daha sık tekrarlıyorsa, geceleri uyandıracak kadar güçlü haldeyse, dudak ve tırnaklarda morarma, konuşma güçlüğü varsa, kalp çarpıntısı, yürüme zorluğu, soğuk algınlığı sonucu kriz halinde gelen öksürük, nabzın hızlanması, öksürüğün göğüs darlığına sebep olması, nefes alış verişte bir ıslık hissi, göğüste tıkanıklık olarak sıralanabilir. Astım tanısı, hastanın şikayetleri göz önüne alınarak ve muayene sonucu konulur. Erken tanı çok önemlidir. Hastalık dikkate alınmaz ve tedaviye başlanmazsa hızlı bir şekilde ilerleyebilir. Hastalığın kesin bir tedavisi yoktur ancak hastalığın belirtilerini en aza indirecek ve yaşam kalitesini en yüksek tutabilecek çeşitli tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Hasta öncelikle alerjisi bulunan maddelerden ve ya astımını tetikleyen ortamlardan uzak durur. Daha sonra ise ağız yolu ile alınan sprey ve toz şeklindeki ilaçların kullanımına başlar.

Uyku Hastalıklarının Tanısı Nasıl Konuyor?

Uyku hastalıklarının tanısının konabilmesi için, hastaların uyku laboratuvarında en az bir gece yatırılarak, uyku sırasında birçok parametrenin incelenmesi gerekiyor. Hasta gece boyunca video ile izlenip görüntüsü kaydediliyor. Ayrıca hastanın ne zaman uyanık, ne zaman uykuda olduğunun, uykunun hangi dönemlerinde bulunduğunun ve bunların gece içindeki oranlarının belirlenmesi için elektroansefalografi yapılıyor.
Göz hareketleri, çene ve bacaklardan kas aktivitesi kayıtları; solunum olaylarının belirlenebilmesi için de ağız- burun solunumu, göğüs ve karnın solunum eforu, kan parsiyel oksijen basıncı, kalp atımı gibi birçok parametre, baş ve vücuda yerleştirilen elektrot, kemer ve diğer sensorlarla kaydediliyor.
Şüphelenilen hastalığın tipine göre bu parametrelere başkaları da eklenebiliyor. Bazı hastalar, tanı konduktan sonra tedavi için ikinci bir gece daha yatabiliyorlar. Örneğin uyku-apne sendromu olan hastalar, ikinci gece tedavide kullanılan ve burundan verdiği pozitif basınçlı hava ile solunum yollarını açık tutan nasal CPAP aletinin titrasyonu ile uyuyorlar.

Uyku Hastalıkları Nelerdir?

Bugün uykuyla ilgili 80'den fazla hastalık tanımlanmış durumdadır. Bu hastalıkların bazıları uykusuzluğa, bazıları aşırı uyku haline yol açıyor. Diğer bir kısmı uykuda arzu edilmeyen motor aktivitelere (uykuda yürüme, rüya sırasında hareketler, uyku terörü, diş gıcırdatma, uykuda konuşma, kabuslar vb.) neden oluyor ve "parasomniler" başlığı altında inceleniyor.

Uyku Apne Sendromu Nedir

Uykuyla ilgili solunum bozuklukları, özellikle de uyku-apne sendromu, uykuda yüzlerce kez nefes durmasına ve kanda oksijenin düşmesine neden olarak hayatı tehdit edecek komplikasyonlar geliştiriyor. Narkolepsi ise gün içinde engellenemeyen uyku atakları ve bazı başka bulgularla ortaya çıkıyor.

Huzursuz Bacak Sendromu Ve Uykuda Periyodik Bacak Hareketleri

Huzursuz bacak sendromu, yatakta uyanıkken bacaklarda ortaya çıkan nahoş hisler ve bunu engellemek için onları sürekli hareket ettirme ihtiyacı yüzünden uykuya dalma güçlüğü yaratıyor. Uykuda ise bacaklarda, hatta kollarda meydana gelen periyodik hareketler, uykuyu bölerek veya derinleşmesini engelleyerek uyku kalitesini bozuyor.

Hamilelikte Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yolculuk: Otomobil yolculuğunda emniyet kemeri karın altından ve üst kalçayı çaprazlayacak şekilde yerleştirilmeli ve rahat olmalıdır. Omuz bölümü göğüslerin arasına gelmelidir.

Uçak yolculuğu: Sağlıklı gebelerde 36’ncı gebelik haftasına kadar herhangi bir zararlı etkisi yoktur. Yolculuk esnasında saatte bir yürüyüş, rahatlatıcı hareketler yapılmalıdır.

Cinsel ilişki: Sağlıklı gebelerde zararsızdır. Düşük ve erken doğum riski olduğunda cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır.

Diş bakımı: Gebelik öncesi diş muayenesi mutlaka yapılmalı ve iyi bir diş hijyeni konusunda gebe teşvik edilmelidir. Kötü ağız sağlığı, erken doğumdan sorumlu olabilir. Gebelikte diş röntgenleri de dahil tüm diş tedavileri bir engel yoktur.

Aşılanma: Difteri, tetanoz gibi aşıların gebelik sırasında yapılmasında sakınca yoktur ve özellikle de aşılanmalıdır. Grip aşısı, grip mevsimi süresince gebe olabilecek tüm kadınlara yapılmalıdır. Gebeliğinde aşılanan kadınların çocuklarının ilk 6 ay içinde grip ve solunum yolu hastalığı riskinde yüzde 63 azalma tespit edilmiştir. Diğer bütün aşılar uygun endikasyon olduğunda yarar zarar oranları değerlendirilerek doktor tavsiyesine göre yapılabilir.

Kafein: Aşırı kafein tüketimi plasenta kan akımını azalttığı için bebeğin düşük doğum ağırlıklı olarak doğma riski artar. ABD Diyetisyenler Birliği, gebelik boyunca kafein alımını günlük 500 mg’dan az olacak şekilde sınırlandırmıştır (2 fincan kahve).

Bulantı ve kusma: Gebeliğin başlangıcı ile 14-16’ncı haftalara kadar devam eder. Bazı kişilerde kanser kemoterapisi gören hastalarınkine benzer karakter ve yoğunlukta olduğu şeklinde tanımlanır. Tedavi ile nadiren tam olarak iyileşir, genellikle rahatsızlık hissi biraz azaltılabilir. Sık aralıklarla az yeme, doyunca yemeği bırakma önemlidir. Zencefil ve B6 vitamini içeren bira mayası ve mayalı ekmek, tedaviye destek amacıyla kullanılabilir. Aşırı durumlarda hastanede tedavi edilmesi gerekebilir.

Sırt ağrısı: Belli dereceye kadar gebelerin yüzde 70’inde vardır. Aşırı gerilme veya yorgunluk, aşırı eğilme, ağır kaldırma veya yürüme sonrası hafif derecede ağrılar olabilir. Kilolu olmak da bel ağrılarını artırır. Ağrılı kadınların yerden bir şey alırken eğilmeden çömelerek alması, otururken sırtlarını bir yastık ile desteklemeleri, yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınmaları ağrıları azaltabilir. Şiddetli ağrı durumlarında, kuyruk sokumu ve kalçaya vuran ağrılarda mutlaka ortopedik muayene yapılmalıdır.

Varisler: Genellikle yapısal yatkınlığa bağlı olarak gelişir. Uzun süre ayakta durma, gebelik, aşırı kilo ve ilerleyen yaşla birlikte artar. Bacakların yükseltilmesi, elastik çorapların kullanılması ilk aşamada yapılacak tedavilerdir. İleri durumlarda ilaç tedavisi veya nadiren cerrahi müdahale gerekebilir.

Hemoroidler: Makattaki venlerin varisleridir. Lokal ilaç tedavileri, sıcak uygulamalar ve dışkı yumuşatıcı ilaçlar ile tedavi edilirler. Hemoroidlerdeki ağrılı ve iltihaplı kan pıhtılaşmalarında cerrahi tedavi yapılabilir.

Mide yanması: Yemek borusuna mide içeriğinin geçmesi sonucu oluşur. Az ve sık yeme, eğilme ve düz yatmaktan kaçınma ile hafifletilebilir. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi yapılabilir.

Aşırı tükrük salgısı: Bazı gebelerde ortaya çıkar. Nişastalı besinler tükrük salgısını artırabilir. Sık tükürme gereksinimi oluşan bazı gebelerde havuç, salatalık, naneli veya zencefilli pastiller faydalı olabilir.

Uykusuzluk ve yorgunluk: Gebeliğin erken dönemlerinde birçok kadın yorgunluk ve uykusuzluk çeker. Progesteronun uyku getirici etkisi vardır ama REM uykusu denilen kaliteli uyku dönemi azalır ve dinlenmemiş şekilde kalkar. Buna bağlı olarak sabah rahatsızlıkları ortaya çıkar. Gün boyunca kısa uykular ve yatarken hafif rahatlatıcı ilaçlar faydalı olabilir.

Akıntı: Gebelikte artan östrojene bağlı olarak rahim ağzı ve vajen salgısının artması sonucu oluşur. Aşırı miktarda, kokulu ve renkli olanlar enfeksiyona bağlı olabilir ve tedavi edilmelidir. 

Yeni Anne Babaya Tavsiyeler


Bebeğinize kundak yapmayınız. Aksi taktirde kalça çıkığına neden olabilirsiniz. Tulum giydiriniz ve ara bezini tutunuz.

İlk bir ay iki saatte bir anne sütü ile besleyiniz: Anne sütü yeterli değilse, doktorunuzun önerisine göre mamaya başlayınız.

Göğüs temizliğine dikkat ediniz. Emzirirken her iki göğsünüzü de kullanınız.

Aşırı sıcak havalarda su ihtiyacını sadece anne sütü ile karşılayamayacağı için bebeğinize kaşıkla şekersiz su vermeyi unutmayınız. Ancak vereceğiniz suyun kaynatılmış olmasına dikkat ediniz.

Her beslemeden sonra yumuşak hareketlerle bebeğin gazını çıkarınız.

Bebeğinizi yastıksız olarak yüzüstü veya sağ yan üzerine yatırınız.

Göbeğini herhangi bir şekilde sargı bezi, tülbent ya da benzeri şeylerle sarmayınız, açık tutunuz ve sabah - akşam göbek pansumanını gösterildiği şekilde yapınız. Pansumana göbek düştükten sonra iki gün, daha devam ediniz.

Banyosunu göbeği düştükten sonra yaptırınız. Bu arada göbekten alt kısmını yıkayabilir veya silebilirsiniz. Bebeğinizin vücudunun hiçbir tarafına pudra kullanmayınız.

Bebek çamaşırlarını yıkarken deterjan kullanmayınız. Sabun veya sabun tozu kullanıp, bol su ile durulayinız.
İlk altı ay, ayda bir kontrol için doktora başvurunuz. Bu şekilde bebeğinizin gelişimi takip edilecek ve size gerekli önerilerde bulunulacaktır.

Bebeğinizin burnunun tıkalı olmamasına dikkat ediniz. Gerektiğinde 1-2 damla serum fizyolojik damlatınız.

İlk bir ay içinde bebeğinizin BCG (Verem) aşısını yaptırmayı ihmal etmeyiniz.
İlk iki ayını dolduran bebeklerinizin diğer aşılarının başlayacağını unutmayınız.

Doğum Sonrasında Dikkat Etmeniz Gerekenler


1) Doğum sonrasında gerek bebek bakımı ve gerek ev işleri için size yardımcı olacak birilerinin olmasını organize edin.

2) Eğer yalnızsanız asla her şeyi yapmaya,her şeye koşturmaya çalışmayın. Çünkü bu şekilde işin içinden çıkamazsınız. Öncelik bebeğinizde olacak şekilde işleri günlere bölün. Ev biraz dağınık olabilir ya da ütüler de biraz bekleyebilir . Unutmayın siz biyonik kadın ya da sihirbaz değilsiniz.

3) Bebek bakımı ve ev işlerinde mutlaka eşinizden yardım isteyin. Onun da bu sorumluluğun bir parçası olması gerekir.

4) Zaman zaman ağladığında bebeği babasının sakinleştirmesi ve biberonunu vermesi baba ile bebek arasındaki bağı daha da güçlendirecektir.

5) Eski enerjinize ve gücünüze çabuk bir şekilde dönmek için bebeğinizin uyuduğu saatlerde siz de uyuyun ya da dinlenin, kafanızı boşaltın.

6) Hamilelik kilolarından kurtulmak için doktorunuza danışarak, onun uygun gördüğü dönemden itibaren hafif hafif egzersiz yapmaya başlayın.

7) Emziriyorsanız ki bu hem bebek hem de sizin için çok faydalıdır, emzirerek ayda ortalama 1 kg verebilir ve emzirme sırasında salgılanan oksitoksin hormonu ile karın kaslarınızın daha çabuk toparlanmasını sağlarsınız.

8 ) Bebek bakımı ve ev işleri konusunda bir yardımcınız varsa haftanın belirli günleri kendiniz için bir program yapın, kuaföre gidin, cilt bakımı, vücut bakımı, manikür-pedikür ve masaj yaptırın. Bu işlemler kendinizi özgür hissetmenizi sağlayacaktır.

9) Rahatlamak ve dinlenmek için yaptıracağınız masajın vücudunuzun biçimlenmesinde çok faydası olacağını unutmayın.

10) Bebeğinizi emzirirken gazete,kitap ve dergileri sesli okumanız hem sizin gündemi takip etmeniz , hem de bebeğinizin sesleri algılaması açısından çok faydalıdır.

11) Bebeğiniz ile ilgilenir ya da ev işi yaparken televizyonun ve radyonun açık olması sıkılmanızı önle, ilginizi çeken programları takip edebilirsiniz. Ancak bebeğinizin televizyon seyretmemesi gerektiğini unutmayınız.

12) Yardımcınız varsa haftanın belirli günleri plates, yoga gibi hem rahatlatıcı hem de vücudu forma sokan programlara katılabilir, açık havada yürüyebilir ya da yüzebilirsiniz.

13) Dinlenme esnasında ya da bebeğiniz uyurken müzik dinlemek sizin ve bebeğiniz açısından oldukça yararlıdır.

14) Bebek bakımı konusunda çok tecrübesiz olduğunuzu düşünüyorsanız, işinizi kolaylaştırmak için ilgili kitap, dergi ve internet sitelerini takip edebilirsiniz.

15) Bebek sahibi olan diğer kişilerle bir arada olmak bir şeyler paylaşmak size yalnlız olmadığınızı gösterecek , bazı konularda fikir almanızı sağlayacak ve işlerin üstesinden daha kolay gelmenizi sağlayacaktır.

16) Tüm bu koşturmaca içinde eşinizle olan paylaşım ve diyalogunuzun devam etmesine, fırsat buldukça bir arada bir şeyler yapmaya ve en önemlisi birbirinize zaman ayırmaya özen gösterin.

17) Doğum sonrasında eşinizle aranızda bir kopukluk olduğunu düşünüyorsanız birbirinizle konuşarak bunun üstesinden gelebilirsiniz. Unutmayın o da çok yeni bir yaşam tarzına uyum göstermeye çalışıyor.

18) Süt sağma aletlerinin size gün içinde çok ciddi zaman kazandıracağını unutmayın ve eğer süt veriyorsanız bu aletlerin kolaylığından faydalanın.( En azından birkaç öğünü bu şekilde verebilirsiniz )

19) Eğer çalışıyorsanız, güvenli bir şekilde bebeğinizin bakımını organize ettikten sonra en kısa sürede işinize dönmeyi planlayın. Bu hem sizi dünyaya bağlayacak, hem size özgürlük duygusu verecektir.

20) Bebeğinizi bırakıp işe giderken suçluluk duygusu hissetmeyin, bebeğiniz kısa sürede bu sisteme alışacaktır ve işin en güzel yanı gün sonunda özlemle bebeğinizi kucaklamak ve onu koklamaktır.

21) Unutmayın siz mutlu ve üretken olduğunuz sürece bebeğiniz de mutlu olacaktır ve ona daha kaliteli, daha verimli zaman ayıracaksınız.

22) Doğum sonrasında cinsel hayatınızı olumsuz etkileyen bazı durumlar varsa bu konuyu mutlaka doktorunuz ile paylaşın.

23) Bebeğinizin hem zihinsel hem de fiziksel anlamda iyi gelişmesi için çaba sarf edin, bu konudaki yayınları takip edin. Böylece manevi anlamda tatmin olacak ve öğrettiğiniz şeyleri öğrendiğini gördükçe çok mutlu olacaksınız.

Bebek Gelişim Evreleri


1.AY

Bebeğiniz birinci ayını genelde uyuyarak geçirecektir, ancak bu onun hiçbir şey yapmadığı anlamına da gelmez. Kafasını kısa bir süre tutabilir. Size veya sesinize tepki verebilir. Değişik seslere tepki verebilir. Nesneleri kısa süre takip edebilir. Ancak bebeğinizin görmesinin tam olmadığını bilin. Bazı bebekler başlarını uzunca bir süre bile tutabilir. "Aguu" gibi sesler çıkarabilirler. İlk aylarında bebekler ziyaretçi akınına uğrar. Bebeğinizi kimseyle görüştürmemek, evden dışarı hiç çıkarmamak gibi uygulamalara gerek yoktur.

Ancak ziyarete gelenleri bebeğin öpülmemesi konusunda uyarın. Sürekli çekilen fotoğraflar, flaşlar nedeniyle gözlerini rahatsız edebilir. Bunun dışında, el yıkamanın önemini ziyaretçilerinize de anlatın ve dışarıdan gelen herkesten, bebeği kucaklarına alacaklarsa ellerini yıkamasını rica edin. Mümkünse, bebeğin az sayıda kişinin kucağına gitmesi iyidir. Bunun dışında, hava uygun olduğunda giyimine dikkat ederek dışarı çıkarmanızda sakınca yoktur. Ancak kalabalık ve kapalı mekânları tercih etmeyin.

2.AY

İşte bebeğiniz size gülüyor. Bu, çocuğunuz tarafından gönderilen bir armağan.

İkinci ayın içindeki bebeğin nesneleri takip mesafesi daha da artmıştır. Karnının üzerindeyken kafasını kaldırabilir. Çıngırak gibi değişik seslere yanıt verir. Annesini ve sık gördüğü insanları tanımaya başlar. Bazı bebekler nesnelere uzanabilir. Uyanık kalma süresi artmıştır. Bu ay, bebeğinizin aşı ayıdır. Aşı sonrasında bazı bebeklerde ateş ve hafif bir halsizlik hali görülebilir. Doktorunuzla, aşı sonrası oluşabilecek reaksiyonlar ve neler yapılması gerektiği konusunda konuşun.

3.AY

Karnının üzerinde yatarken kafasını kaldırabilir. Çıkardığı sesler çeşitlenmiştir. Gülücükler artar. Bir yanına dönebilir. Nesneleri uzun süre takip edebilir. İki elini kavuşturabilir. Özellikle annesinin sesine doğru dönebilir.

Çalışmaya başlayan annelerin sütleri yorgunluk, süt sağmama gibi nedenlerle azalabilir. Sütünüzü düzenli olarak sağarak ve mümkün olduğunca emzirmeye devam ederek sütünüzün azalmasını engelleyebilirsiniz. Sağdığınız sütleri, siz işteyken bebeğe bakan kişi verebilir. Bu ayda aşı yoktur. Sadece bebeğin gelişimi kontrol edilebilir.

4.AY

Bebek yüksek sesle gülmeye başlar. Başını tutar. Yuvarlanabilir. Bazı nesnelere ulaşarak eline almaya çalışır. Küçük nesnelere dikkat eder. Ellerinden tutup kendinize doğru çekerseniz, başını tutabilir. Agucuklar iyice artmıştır. İkinci dönem aşıları bu ayda yapılacaktır. Eğer ilk aşılarda sorunlar yaşandıysa, doktorunuza bunları anlatın. D vitaminin yanında bebeklere flor verilmesine bu ayda başlanabilir; bazen daha geç başlanır. Artık oyuncaklarla da ilgilenmeye başlamıştır. Bazı bebekler, oyuncakları alınınca itiraz edebilir.

5.AY
Bu ay, bebeğiniz için artık bir dönüm noktasıdır. Çünkü bebeğiniz yavaş yavaş katı gıdalara geçecektir. Oturma konusunda da ilerleme kaydediyordur. Başını dik tutabilmektedir. Göğsünü yerden kaldırabilir, yuvarlanabilir. Bebeğinizi şimdiye kadar yatakta iç huzuru ile yalnız başına yatırdıysanız, artık dikkat etmeye başlayın. Bir gün bir de bakmışsınız ki bebek dönüyor. Artık çıngırakla oynamaya başlayabilir. Sosyal ilişkileri biraz daha gelişmiştir. Çağrıldığında bakabilir.

6.AY

Bebeğiniz ne kadar hızlı büyüyor değil mi? Daha dün küçücüktü. Çekmecelerde, "bunlar onun olamaz, herhalde yıkayınca çekti" dedirtecek kadar küçük çoraplar buluyorsunuz. Bebeğiniz bu ay içinde yardımsız oturuyor duruma gelecektir. Oyuncağını elinden alınca size kızabilir. Ayakta dik tutarsanız, yere biraz basabilir. Avucuna bir şeyler alabilir. Bu dönemde, bebeğinizin yeni aşıları yapılacaktır. Başının arkasındaki bıngıldak artık kapanmıştır.

5. ay, bebekten kan alınarak kansızlık için değerlendirmelerin de yapıldığı bir aydır. Çünkü pek çok bebekte, yanlış beslenme nedeniyle demir eksikliği olabilir. Demir eksikliği varsa, D vitaminin yanında demir takviyesi de yapılır. 5 aylık bebeğiniz, tanımadığı kişilerin kucağına gitmeme gibi yadırgama davranışları içine girebilir.

7.AY

Bebeğiniz artık, eline verdiğiniz bisküviyi kendi kendine yiyebilen küçük bir canavar. Uzaklardaki oyuncaklara ulaşmaya çalışır. "Babba", "dedde" gibi kelimeleri söyleyebilir. Bunlar henüz anlamlı değildir. Bazı bebekler bir şeylere tutunarak ayakta durabilir. El çırpıp, el sallayabilir.

8.AY

Bebeğinizin kanepenin kenarına tutunup ayağa kalktığını görürseniz şaşırmayın. Bu ayda, bebeğinizi ayakta tutarsanız ayakları üzerine ağırlık verebilir. Ancak unutmayın ki bütün bebekler farklıdır. Bebeğiniz tutunarak ayağa kalkmıyorsa paniğe kapılmanıza gerek yok. 8 aylık bir bebek, oyuncaklarını bir elinden diğerine geçirebilir. Oyuncağını avcunun içine alabilir. Ce-e oyunu oynayabilir.

9.AY

Eğer çok tombul bir bebek değilse, artık yürümeye yönelik hareketleri iyice artmıştır. Oturur durumdan ayağa kalkabilir. Yüzüstü pozisyondan oturur duruma gelebilir. Birine veya bir şeye tutunarak ayakta durabilir. Bazı bebekler, sıralama dediğimiz, koltuğun kenarına tutunarak yürüme işini başarabilir. Farkında olmadan "anne", "baba" diyebilir. 9. ay, ülkemizde kızamık aşısının yapıldığı aydır. Bu aşı 15. ayda tekrarlanır. Bebeğin gelişimi takip edilir.

10.AY

Bebeğin ayakta durabilme özelliği iyice artmıştır. Elinden oyuncağını almaya çalıştığınızda karşı çıkar. "Anne" ya da "baba" kelimelerini bilinçli olarak söyleyebilir. Küçük nesneleri parmakları ile yakalayabilir. Bu ince hareketler, sağlıklı gelişiminin bir göstergesidir. "At", "ver", "al" gibi basit emirleri anlayabilir ve bunlara uyabilir. İsteklerini belli edebilir.

11.AY

Artık küçük yaramaz "hayır" kelimesini anlamaktadır, ama her zaman annesini dinlemeyebilir. Küçük nesneleri tutabilir. El sallayabilir. Eşyalara tutunarak yürüyebilir. Tutunmadan kısa süre ayakta durabilir. "Anne" ve "baba" dışında kelimeler söyleyebilir. Bazı bebekler bu ayda yürüyebilir. Bebeklere özgü değişik bir dilde konuşabilir.

12.AY

Çoğu bebek bu ayın sonunda yürüyebilir. Ancak bu yürüme genellikle çok başarılı değildir. Siz ona top attığınızda, o da size geri atabilir. Bu ayda verem aşısının kontrolü yapılır. Eğer tutmadıysa, aşı tekrarlanır. Daha önce kan değerlerini görmek için değerlendirme yapılmadıysa, bu ay yapılır. Yemekleri sağlıklı beslenme kurallarına uygun pişiriyorsanız ve bebek artık sizinle sofrada oturabiliyorsa, sizin yediğiniz yemeklerden yiyebilir. Bu ay, ufaklığın ilk doğum günü heyecanının yaşandığı aydır. Bu güzel günü ölümsüzleştirmek için, fotoğraf makinesi, film gibi hazırlıkları şimdiden yapın.

Ayak ve Tırnak Mantarı Nasıl Tedavi Edilir

Ayak ve tırnak mantarlarına sıklıkla aynı mikroorganizmalar neden olur. Tırnak mantarı tırnağın altında gelişen bir hastalık olduğundan, tırnak üzerine sürülen kremler, losyonlar, jeller veya merhemler her zaman etkili olmayabilirler.Ayak ve tırnak mantarının çoğunlukla ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilmesi gerekir.

Doktorunuzun Yazdığı İlacı Kullanırken Dikkat Etmeniz Gerekenler:

• İlacınızı doktorunuzun önerdiği gibi, her gün düzenli kullanın.
• Sabırlı olun. Bu tedavi zarar görmüş tırnağı iyileştirmeyecektir. Mantarı ortadan kaldırıp alttan gelecek olan tırnağın sağlıklı çıkmasını sağlayacaktır.
• Tırnağınız iyileşmiyor gibi görünse de, doktorunuzun yazdığı ilacı kullanmaya devam edin ve bitirin. Tırnaklar çok yavaş uzarlar ve sağlıklı yeni bir tırnağın çıkması birkaç ay alabilir. Tırnağın dip kısmında bir miktar yeni sağlıklı tırnak gördüğünüzde tedavinin işe yaradığından emin olabilirsiniz.
• Doktorunuzun belirttiği zamanda kontrole gelmeyi ihmal etmeyin. Tedavinizin yararlı olup olmadığını ancak doktorunuz söyleyebilir.
• Tam olarak tedavi edilmediğinde, ayak ve tırnak mantarı tekrar ortaya çıkabilir.

Ayak ve Tırnak Mantar Hastalığını Nasıl Önleyebilirim

• El ve ayakları, özellikle de parmak aralarını sürekli temiz ve kuru tutmak için çaba gösterin,

• Sentetik ya da yün çoraplar yerine %100 pamuklu çorap giyin, çoraplarınızı sık sık değiştirin ve yıkayın,

• Ayakkabı, terlik, havlu ve bornozlarınızı kimseyle ortak kullanmayın,

• Ortaklaşa kullanılan duş ve soyunma odalarında çıplak ayakla dolaşmayın, terlik giyin.