Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğum İzni Kaç Gündür?
Doğum izni toplamda 16 haftadır ve bunun 8 haftası doğum öncesi, 8 haftası doğum sonrası olarak öngörülür. Ancak hamilenin sağlık durumunun elverişli olması durumunda doktordan alınacak sağlık raporuyla doğum öncesi 3 hafta izin kullanılarak, kalan 5 hafta doğum sonrasına aktarılabilir. Çoğul gebeliklerde ise toplam doğum izni süresi 18 haftadır.
Kadınlara Emzirme İzni Verilmezse Ne Yapılmalı
İş yeri emziren kadına süt iznini kullandırmaz ya da yasal düzenleme içerisinde kadın çalışanın istediği şekilde kullandırmazsa, kadın çalışan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesine göre iş sözleşmesini fesh etme hakkına sahiptir. Fesih nedeni haklı olduğu takdirde çalışan kadın, işverenden kıdem tazminatı ile birlikte ücret ve benzer birçok haklarını talep edebilir.
Kadınlar Şiddete Uğradığında Ne Yapmalı
Kadınlara yönelik şiddet gittikçe artmakta eğer şiddete maruz kalıyorsanız yapmanız gerekenler :
Bulunduğumuz yerdeki en yakın polis merkezine ya da jandarmaya başvurarak yaşadığımız olayla ilgili tutanak tutturmalıyız.
Şahsen başvurunun yanı sıra telefon ile de şikâyette bulunabiliriz.
Olaya ve duruma tanık olan kişiler de, mesela komşu veya akrabalarımız da şikâyette bulunabilirler.
Fiziksel şiddete uğramışsak en yakın sağlık ocağı ya da hastaneye başvurarak rapor almalıyız. Polis merkezlerinde ya da jandarmada tutanak yazılmadan önce Adli Tıp Kurumu’na sevkimizin yapılması ve başvuru yapılan kurumun alınan raporla birlikte evrakı Cumhuriyet Savcılığı’na göndermesi zorunludur. Vücudumuzdaki izler kaybolmadan muayene olmamız önemlidir.
Polis tarafından tutanak hazırlanırken yaşadığımız olayı ayrıntılı bir şekilde anlatmalıyız. Yazılan tutanağı okumadan asla imzalamamalıyız.
Eğer anlatımlarımız polis tarafından tutanağa farklı veya eksik geçirilmişse düzeltilmesini istemeliyiz ve ondan sonra imza atmalıyız. Tutanağın polis memuru tarafından imzalı bir örneğini mutlaka istemeliyiz.
Bir avukatımız yoksa barodan bir avukat atanmasını isteyebiliriz. Avukat atanması için yapılacak olan başvuruda gerekli belgeler; nüfus cüzdanı fotokopisi, ikametgâh belgesi, muhtardan alınacak fakirlik belgesidir. Avukatımızın olması işlemlerin usulüne uygun ve eksiksiz yapılmasını sağlar.
Karakol yerine bir dilekçe ile doğrudan Cumhuriyet Savcılığına başvurmak da mümkündür. Ayrıca şiddet uygulayan kişi eşimiz veya başka bir aile ferdiyse evden uzaklaştırılması için Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun’un (4320 Sayılı Yasa) uygulanmasıyla ilgili bir dilekçe ile Aile Mahkemesi’ne başvurabiliriz.
Durumu öğrenen Cumhuriyet Savcısının da gerekli tedbirlerin alınması için kendiliğinden Aile Mahkemesi’ne başvurması gerekir.
İlk önce hastaneye gitmiş isek şikâyetimiz hastane polisine iletmemiz mümkündür. Şikâyetçi olmak konusunda henüz karar vermemiş bile olsak, bir hastaneye başvurarak durumu hekimimizle paylaşabilir, muayenemizin yapılıp durumumuzun kayıt altına alınmasını sağlayabiliriz.
Bulunduğumuz yerdeki en yakın polis merkezine ya da jandarmaya başvurarak yaşadığımız olayla ilgili tutanak tutturmalıyız.
Şahsen başvurunun yanı sıra telefon ile de şikâyette bulunabiliriz.
Olaya ve duruma tanık olan kişiler de, mesela komşu veya akrabalarımız da şikâyette bulunabilirler.
Fiziksel şiddete uğramışsak en yakın sağlık ocağı ya da hastaneye başvurarak rapor almalıyız. Polis merkezlerinde ya da jandarmada tutanak yazılmadan önce Adli Tıp Kurumu’na sevkimizin yapılması ve başvuru yapılan kurumun alınan raporla birlikte evrakı Cumhuriyet Savcılığı’na göndermesi zorunludur. Vücudumuzdaki izler kaybolmadan muayene olmamız önemlidir.
Polis tarafından tutanak hazırlanırken yaşadığımız olayı ayrıntılı bir şekilde anlatmalıyız. Yazılan tutanağı okumadan asla imzalamamalıyız.
Eğer anlatımlarımız polis tarafından tutanağa farklı veya eksik geçirilmişse düzeltilmesini istemeliyiz ve ondan sonra imza atmalıyız. Tutanağın polis memuru tarafından imzalı bir örneğini mutlaka istemeliyiz.
Bir avukatımız yoksa barodan bir avukat atanmasını isteyebiliriz. Avukat atanması için yapılacak olan başvuruda gerekli belgeler; nüfus cüzdanı fotokopisi, ikametgâh belgesi, muhtardan alınacak fakirlik belgesidir. Avukatımızın olması işlemlerin usulüne uygun ve eksiksiz yapılmasını sağlar.
Karakol yerine bir dilekçe ile doğrudan Cumhuriyet Savcılığına başvurmak da mümkündür. Ayrıca şiddet uygulayan kişi eşimiz veya başka bir aile ferdiyse evden uzaklaştırılması için Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun’un (4320 Sayılı Yasa) uygulanmasıyla ilgili bir dilekçe ile Aile Mahkemesi’ne başvurabiliriz.
Durumu öğrenen Cumhuriyet Savcısının da gerekli tedbirlerin alınması için kendiliğinden Aile Mahkemesi’ne başvurması gerekir.
İlk önce hastaneye gitmiş isek şikâyetimiz hastane polisine iletmemiz mümkündür. Şikâyetçi olmak konusunda henüz karar vermemiş bile olsak, bir hastaneye başvurarak durumu hekimimizle paylaşabilir, muayenemizin yapılıp durumumuzun kayıt altına alınmasını sağlayabiliriz.
Sivri Sinekler Neden Isırıyorlar?
Dünyada yaklaşık üç bin sivrisinek türü olduğu bilmemektedir. İnsanların kanlarını emerek yaşayan sivrisinek türlerinin yalnız dişileri kan emer.Dişiler de insanların kanlarını kendi yumurtalarını üretebilmek için protein sağlayabilmek amacıyla emerler.Birçok cinste dişi sivrisinekler en azından ilk yumurtalarını kana ihtiyaç duymadan üretebilirler,fakat sonraki yumurtaları için kana ihtiyaçları vardır.Bulabildikleri her canlının kanını emerler. Erkekler çiçek özleri ile beslenirler.yumurta üretme gibi bir dertleri olmadığından insanları sokmazlar. Dişi sivrisinekler avlarının yerlerini duyargaları ve üç çift bacaklarındaki alıcılarla bulurlar.Alıcılar ile nem,ter ve ısı özellilerinin saptarlar.Sivrisineğin duyargaları bir santigradın binde biri kadar sıcaklık değişimlerini algılayabilecek kadar hassastır.Dişi sivrisinekler insanın nefes verirken çıkardığı karbondioksit bulutu içinde,ileri geri hareketler yaparak bu bilgileri değerlendirirler,avın yaralı olacağına karar verirlerse eyleme geçerler.Bazılarının ‘sivrisinek bana dokunmaz’ demelerinin esas nedeni ter ve nefes kokularının,sivrisinek için cazip ve özendirici olmamasıdır. Sivrisinek sanıldığı gibi içi delik ve sivri uçlu bir boruyu deriye sokarak kanı emmez.Sivrisinekte ağzın altındaki kesede iki tüp,iki de neşter olarak kullandığı testere ağızlı bıçak vardır.Önce bıçaklarla deride delik açar,sonra tüplerden biri ile tükürüklerini bu deliğin içine akıtır. Bu tükürük insan kanının pıhtılaşmasını önler,böylece ikinci tüpü sokarak,sıvı kanı size fark ettirmeden kolayca emer.Eğer bir dakika içinde hala fark etmediyseniz,deposu kanınızla dolu olarak,kafayı bulmuş şekilde derinizden ayrılır. Sivrisinekleri tahrik eden şey nefesinizdeki karbondioksit oranı ile derinizdeki ısı ve nem oranı olduğundan,özellikle geceleri sivrisinek hücumlarını geçiştirebilmek için,çok sık nefes alışverişi gerektirecek fiziksel hareketler yapmamanız,teninizi serin ve kuru tutmanız gerektiğini unutmayın.
Bu yazı bir dost tarafından bu siteye özel yazılmıştır.Yazara teşekkür ediyoruz.
Bu yazı bir dost tarafından bu siteye özel yazılmıştır.Yazara teşekkür ediyoruz.
Yaşayarak Öğrenmek
Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş. Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal da Napolyon’u müsait bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da
-’Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı.’ diye savuşturmuş.
Nihayet biraz sonra Napolyon’un muhafızları yetişmişler..Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon’a sormuş:
-’Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?’
Napolyon birden öfkelenmiş.
-’Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?’ diye bağırmış.Hemen askerlerine, adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık ‘ateş’ emri
verilecek… Adamcağız içinden
-’Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin’ diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış. Karşısında
Napolyon varmış.
Tek cümleyle cevaplamış Napolyon:
-’İşte böyle bir duygu!’
-’Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı.’ diye savuşturmuş.
Nihayet biraz sonra Napolyon’un muhafızları yetişmişler..Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon’a sormuş:
-’Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?’
Napolyon birden öfkelenmiş.
-’Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?’ diye bağırmış.Hemen askerlerine, adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık ‘ateş’ emri
verilecek… Adamcağız içinden
-’Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin’ diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış. Karşısında
Napolyon varmış.
Tek cümleyle cevaplamış Napolyon:
-’İşte böyle bir duygu!’
İşyerlerindeki İlginç Yasaklar
Bilgisayar - internet: Sosyal ağları kullanmak (Facebook, Twitter vs.), sohbet etmek, şirket dışına e-posta yollamak ve alışveriş sitelerine girmek, bilgisayara flaş bellek takmak yasak.
Yeme - içme: Soda içmek, fazla Türk kahvesi içmek, şeker ve süt tozunda verilen sınırı aşmak, hazır kahve içmek, masada yemek ve mesai saatleri içinde çay içmek yasak.
İş saatleri - mola: Çay molası vermek, öğle yemeği yemek, hava kararmadan ofisi terk etmek, öğle tatilinde ofisten çıkmak, yöneticiden önce çıkmak.
Giyim - kişisel bakım: Top sakal bırakmak, renkli oje sürmek, kahverengi giyinmek, babet giymek, küpe takmak, toka takmak yasak
Telefon: Cep telefonunu sessiz moda almamak, iş saatlerinde telefonla konuşmak, telefonu şarja takmak yasak.
Ofis ve bina düzeni: Asansörü kullanmak, klimaları bütün gün çalıştırmak, dışarıdan gelen çiçekleri ofise almak yasak.
Ofis içi sosyalleşme: Alt kademe personelle konuşmak, aynı arkadaşlarla yemeğe gitmek, başka birimdekilerle arkadaş olmak yasak.
Sigara: Kapı önünde sigara içmek, sigaraya arkadaşla inmek, öğle saatinden önce sigara içmek yasak.
Kişisel ihtiyaçlar: Tuvalete üç defadan fazla gitmek, fazla tuvalet kağıdı kullanmak, beş dakikadan fazla tuvalette kalmak yasak.
Yeme - içme: Soda içmek, fazla Türk kahvesi içmek, şeker ve süt tozunda verilen sınırı aşmak, hazır kahve içmek, masada yemek ve mesai saatleri içinde çay içmek yasak.
İş saatleri - mola: Çay molası vermek, öğle yemeği yemek, hava kararmadan ofisi terk etmek, öğle tatilinde ofisten çıkmak, yöneticiden önce çıkmak.
Giyim - kişisel bakım: Top sakal bırakmak, renkli oje sürmek, kahverengi giyinmek, babet giymek, küpe takmak, toka takmak yasak
Telefon: Cep telefonunu sessiz moda almamak, iş saatlerinde telefonla konuşmak, telefonu şarja takmak yasak.
Ofis ve bina düzeni: Asansörü kullanmak, klimaları bütün gün çalıştırmak, dışarıdan gelen çiçekleri ofise almak yasak.
Ofis içi sosyalleşme: Alt kademe personelle konuşmak, aynı arkadaşlarla yemeğe gitmek, başka birimdekilerle arkadaş olmak yasak.
Sigara: Kapı önünde sigara içmek, sigaraya arkadaşla inmek, öğle saatinden önce sigara içmek yasak.
Kişisel ihtiyaçlar: Tuvalete üç defadan fazla gitmek, fazla tuvalet kağıdı kullanmak, beş dakikadan fazla tuvalette kalmak yasak.
Japonlar Neden Fotoğraf Çekerler?
Bu Japonlar niye sürekli fotoğraf çekerek gezerler diye merak ederiz ya, meğer bu olayın aslı sandığımızdan çok başkaymış. Her Japon'un yılda 2 kez yurtdışına çıkması mecburiymiş. Bunu bilmeyen yok zaten. Ancak Japonlar'ın gittikleri her ülkede fotoğraf çekmeleri de zorunluymuş! Yüz binlerce insanın çektiği milyonlarca fotoğraf,devletin sırf bunun için kurulmuş bi biriminde incelenip arşivleniyomuş. Meğer adamlar giyimden kuşama, alet erdavattan binalara kadar her şeyin fotoğrafını çekip son trendleri, eksikleri gedikleri inceleyerek ona göre teknoloji üretiyolarmış.
Dünyada İnsan Başına Düşen Karınca Sayısı Ne Kadardır?
Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyondur.
İnsan Sesi Bir Kahveyi Kaynatabilir Mi?
Eğer 9 yıl boyunca kesintisiz bağırabilseydiniz oluşan ses enerjisi bir fincan kahve kaynatmaya yeterdi.
Dünyanın En Büyük Buz Dağı Nerede ve Nasıl Oluştu?
Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika'dan daha büyük bir yüz ölçümüne sahiptir.
İnsanın Kendi Kendine Konuşması Sahiden Delilik Belirtisi Midir?
İnsanların özellikle stres anlarında ve yalnızken kendi kendileriyle yüksek sesle konuştukları ‘özel konuşma’ denilen fenomen tamamen doğaldır.
Uçaklar Kalkışa Geçerken Neden Kabin Işıklarını Karartırlar?
Amaç yolcuların gözlerini karanlığa alıştırmaktır. Bu yalnızca rahatlık için yapılmaz aynı zamanda da bir güvenlik işlemidir. Uçak acil bir durumda boşaltılmak zorunda kalsa yolcuların gözleri dışarıdaki karanlığa bu sayede daha rahat alışır.
Tavuklar Neden Uçamaz?
Yaban tavukları kesinlikle uçabilir ve uçarlar da. Ancak binlerce senedir boyutlarına göre yetiştirildiklerinden artık bir ağacın tepesine kanat çırpamayacak kadar ağırlaşmışlardır. Açık alanda yemlenen tavukların bir kanatlarındaki uçma tüyleri de aynı zamanda kesilir. Böylece tavuklar kısıtlı bir alanda uçabilirler ve bu da kaçmalarını engeller.
Güvercinler Neden Kafalarını Sürekli Oynatırlar?
Bu konudaki en olası teoriye göre biz neden gözlerimizi döndürüyorsak onlar da bu yüzden kafalarını oynatıyor. Yani hareket ederken etraflarındaki görüntüyü sabitleştirebilmek için. Bir güvercin tekdüze yürürken çevresi nispeten aynı kalır ve kafasını oynatmaz. Ayrıca tüm kuşlar kafalarını oynatmaz, yani bu konuya tam olarak bir açıklık getirilememiştir.
Bayatladıklarında Kek ve Ekmek Neden Sertleşir de Bisküviler Yumuşar?
Bu durum üzerine pek çok kitap yazılmıştır. Ekmek için asıl cevap, undaki nişasta kristalleriyle ilgilidir. Bu kristaller pişirme sırasında jelatin hâline gelir (su toplar ve yumuşaklaşırlar). Nişasta birkaç gün içerisinde geriye hareket adı verilen bir süreçten geçerek yavaşça yeniden kristalleşir, böylece ekmek sertleşir. Bisküvilerdeki nişasta da aynı süreçten geçer fakat çoğu bisküvi tarifinde bulunan şekerin etkisi bunun üzerine çıkar. Şeker atmosferden su toplar ve bu da dışarıda kalan bisküvilerin yumuşamasına sebep olur. Kekler tarifine göre her iki şekilde de bayatlayabilir ve bu iki yoldan birinde olması, tarifteki diğer içeriklerden de büyük ölçüde etkilenebilir.
Yıldırımdan Enerji Üretilebilir Mi?
Evet, bu yapılabilir. Ancak kuvvetle muhtemel pratik olmayacaktır, çünkü kısa süreli bir enerji kaynağından enerji saklayabilecek bir kapasitör tasarlamak gibi bazı problemler ortaya çıkar.
Müzikte Matematik Var Mıdır?
Evet, matematik ve müzik arasında belli bir bağ vardır. Tellerin uzunluğundan Bach’ın kantatasında üretilen notaların simetrisine kadar uzanan bir ilişkidir bu.
Aslanlar mırıldar mı?
Kedi ailesinin tüm üyeleri mırıldar fakat aslanları da kapsayan panterina alt-ailesi yalnızca nefes verirken mırıldayabilir.
Istakozlar Neden Canlı Olarak Pişirilir Ve Acı Çekerler Mi?
Istakozlar ve diğer kabuklular, kendilerinde doğal olarak bulunan zararlı bakteriler içerirler. Istakoz öldüğünde bu bakteri hızla çoğalıp pişirilmeyle yok edilemeyecek toksinler salabilir. Bu yüzden de ıstakozu canlı pişirerek gıda zehirlenmesi şansını azaltıyorsunuz. Tamam, bu insanlar için iyi bir şey fakat ya ıstakoz? Söylenilene göre ıstakozların gerçek bir beyni yok, bu yüzden de acıyı hissedemiyorlar. Bizim gibi bir şeylerin farkında olmadıkları bile söylenilebilir fakat fiziksel ve hormonal olarak doku zedelenmesine reaksiyon gösteriyorlar. Öyleyse acıyı bir seviyeye kadar hissedebiliyorlar. Aslında kanda salgılanan hormon, kortizol, insanların acı çektikleri hormonla aynı. Fakat sıkıntının en görünür işareti, bir kaçış refleksi olarak gelişen kuyruk titremesidir. Maine Üniversitesi araştırmacıları, kaynayan suyun içine atılmadan önce buzun üzerinde 15 dakika bekletilen ıstakozların kısa bir süre (20 saniye) için kuyruklarını titrettiklerini saptadı. Ancak popüler şehir efsanesinin aksine ıstakozu önce soğuk sonra kaynayan suya koymak hayvanda anestezi etkisi yaratmıyor ve acısını daha da uzatıyor.
Renk Körlüğü Düzeltilebilir Mi?
Hayır, renk körlüğü gözlerdeki renklere hassas proteinler için kod çıkaran genlerde varolan kalıtsal bir sorun yüzünden ortaya çıkar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)